
Badıllı Aşireti Tarihçesi
(Kimlik, Coğrafya ve Hafıza)
Badıllı Aşireti, yüzyıllar boyunca Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında varlık göstermiş, tarihsel hafızasını sözlü gelenekler ve yazılı belgelerle günümüze taşıyabilmiş köklü bir aşirettir. Badıllıların tarihi; tek bir soy, tek bir etnik tanım ya da dar bir coğrafyayla açıklanamayacak kadar uzun, çok katmanlı ve hareketlidir.
Badıllıların kökeniyle ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı tarihçiler ve araştırmacılar, Badıllıların Kürt aşiretleri içinde yer aldığını belirtirken; bazı görüşler ise aşiretin Türkmen/Oğuz unsurlarla temas etmiş olabileceğini, hatta Orta Asya’dan gelen göç yollarıyla Anadolu’ya ulaştığını ifade etmektedir. Bunun yanında, Badıllıların tarihsel süreçte Arap coğrafyasıyla temas kurduğu, Şam, Halep ve Mekke hattında bulunduğu da belgeler ve sözlü anlatımlarla bilinmektedir.
Ancak hem Osmanlı arşiv belgeleri, hem bölgesel tarih kaynakları, hem de Badıllıların kendi sözlü hafızası birlikte değerlendirildiğinde; Badıllı Aşireti’nin tek bir etnik kimlik kalıbına sığdırılamayacağı açıkça görülmektedir. Zira aşiretler, tarih boyunca yalnızca kan bağıyla değil; coğrafya, inanç, kader birliği, göç yolları ve siyasal şartlar ile şekillenmiştir.
Badıllı ismi, tarihî kayıtlarda farklı dönemlerde Badıllı, Badılı, Badeli, Bedili gibi varyasyonlarla anılmıştır. Bu durum, aşiretin geniş bir coğrafyada farklı dillerle ve idari yapılarla temas ettiğini göstermektedir. Osmanlı kaynaklarında Badıllılar, özellikle Urfa, Diyarbakır, Karacadağ, Harran Ovası, Şam ve Halep hattında konar-göçer veya yarı yerleşik topluluklar olarak zikredilir.
Badıllıların tarihsel duruşunu belirleyen en önemli unsurlardan biri, devletle kurdukları ilişkidir. Selçuklu, Akkoyunlu, Dulkadiroğulları ve Osmanlı dönemlerinde Badıllıların adı; isyanla değil, çoğunlukla düzen, iskân, sınır ve güvenlik bağlamında anılmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Badıllılar, Urfa direnişinde aktif rol alarak bu topraklara olan aidiyetlerini açıkça ortaya koymuşlardır.Aynı tarih bilinci ve savunma refleksiyle, Ağrı ve çevresinde yaşayan Badıllılar da Doğu Anadolu’da Ermeni çetelerine karşı verilen mücadelede yer almış, vatan toprağını ve sivil halkı koruma iradesi göstermiştir.
Badıllı kimliği; Kürt, Türkmen ya da başka bir etnik tartışmanın ötesinde, kendi adıyla, kendi hafızasıyla ve kendi tarihiyle ayakta duran bir kimliktir. Bugün Badıllılar; Türkiye’nin birçok ilinde, Suriye, Irak ve İran’da yaşamaya devam etmekte; nerede olurlarsa olsunlar Badıllı adını bir aidiyet, ahlâk ve tarih bilinci olarak taşımaktadır.
Sonuç olarak Badıllı Aşireti’nin tarihi, bir etnik kimliğin değil; bir aşiret kimliğinin, bir ortak hafızanın ve yüzyıllara yayılan bir kaderin tarihidir.
Bizim için esas olan da budur:
Badıllı olmak.