• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Risale-i Nur’un Tahrifine Karşı Mücadelesi ve Reddiyeleri

abdulkadir badıllı feto mücadelesi

FETÖ’YE KARŞI AÇIK MÜCADELE VE HEDEF HALİNE GELMESİ

Abdülkadir Badıllı Ağabey’in mücadelesi yalnızca Risale-i Nur’un metnini korumakla sınırlı kalmamış; aynı zamanda bu eserler üzerinden yürütülen tahrif girişimlerine karşı da açık ve cesur bir duruş sergilemiştir.

Özellikle 17–25 Aralık sürecinde, Fetullah Gülen ve yapısının devlete ve millete karşı sergilediği tutuma karşı net bir tavır almış, bu süreçte hükümetin yanında durarak açıkça destek vermiştir.

Bu duruşu, sıradan bir siyasi tercih değil;
Risale-i Nur mesleğinin siyasetle çatışmayı değil, istikrarı ve devletin selametini esas alan çizgisine bağlılık olarak değerlendirmiştir.


RİSALE-İ NUR ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEN TAHRİFE KARŞI DİRENİŞ

Badıllı Ağabey, aynı dönemde:

  • Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi adı altında yapılan tahrifleri açıkça eleştirmiş

  • Bu girişimlerin Nur mesleğiyle hiçbir ilgisinin olmadığını dile getirmiş

  • Yazıları ve açıklamalarıyla bu sürece karşı ciddi bir fikrî mücadele vermiştir

Onun bu çıkışı, doğrudan doğruya Fetullah Gülen yapısını rahatsız etmiş ve hedef haline gelmesine sebep olmuştur.


DAVA SÜRECİ VE AÇIK MEYDAN OKUMA

Akit gazetesinde verdiği bir röportaj sonrası,
Fethullah Gülen tarafından Abdülkadir Badıllı hakkında dava açılmıştır.

Badıllı Ağabey bu duruma karşı geri adım atmamış, aksine çok net bir duruş sergilemiştir:

  • Açtıkları davayı siyasi bir hamle olarak değerlendirmiş

  • “Seçimi kaybedince dava açtılar” diyerek süreci açıkça ifade etmiş

  • Elinde ciddi belgeler bulunduğunu ve gerekirse mahkemede bunları açıklayacağını belirtmiştir

Ayrıca yaptığı açıklamalarda, Fetullah Gülen’in:

  • Türkiye’ye dönmemesini sorgulamış

  • Amerika’daki bağlantılarına dikkat çekmiş

  • “Kendi iradesini başkalarına kaptırmış” ifadesiyle durumu açıkça eleştirmiştir


“BU YOL RİSALE-İ NUR YOLU DEĞİLDİR”

Badıllı Ağabey’in en net vurgularından biri şudur:

Fetullah Gülen hareketinin zamanla siyasete girmesi ve devletle çatışma noktasına gelmesi,
Risale-i Nur mesleğiyle bağdaşmamaktadır.

Kendi ifadesiyle:

  • “Dernek, okul iyiydi ama siyasetle pençeleşmeye başladı”

  • “Bu yapılanlar Risale-i Nur’a göre değildir”

Bu sözler, onun meseleyi kişisel değil;
meslek ve prensip meselesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır.


SONUÇ: BİR ALİMİN BEDEL ÖDEYEN DURUŞU

Abdülkadir Badıllı Ağabey;

  • Risale-i Nur’un aslını koruduğu için

  • Sadeleştirme tahrifine karşı çıktığı için

  • FETÖ’ye karşı açık tavır aldığı için

hedef haline gelmiş, hakkında dava açılmış ve yoğun baskılarla karşı karşıya kalmıştır.

Ancak bütün bunlara rağmen geri adım atmamış,
hak bildiğini söylemekten vazgeçmemiştir.


BU MÜCADELE NEYİ GÖSTERİYOR?

Bu hadise açıkça göstermektedir ki:

👉 Risale-i Nur meselesi sadece bir kitap meselesi değildir
👉 Bu, bir duruş ve istikamet meselesidir
👉 Ve bu yolda bedel ödemek kaçınılmazdır

BADILLI AĞABEYDEN REDDİYE: “BU BİR İHANETTİR!”

Her kitap değiştirilebilir…
Ama her eser değiştirilemez.

Bazı metinler vardır ki sadece bilgi vermez;
bir ruh taşır, bir usul öğretir, bir yol gösterir.
İşte Risale-i Nur Külliyatı, böyle bir eserdir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin talebelerinden olan Abdülkadir Badıllı Ağabey, ömrünü bu kudsî mirasa adamış; Risale-i Nur’un aslını muhafaza etmeyi bir vazife, bir emanet, bir iman meselesi olarak görmüştür.

O, sadece bir okuyucu değil;
bir müdafaa adamı, bir muhafız ve bir sadakat timsalidir.


BİR ÖMÜR: MUHAFAZA VE MÜCADELE

Abdülkadir Badıllı Ağabey, hayatı boyunca:

  • Risale-i Nur’un aslî metninin korunması için mücadele etmiş

  • Sadeleştirme adı altında yapılan tahriflere karşı açıkça tavır almış

  • Yazdığı eserler ve reddiyelerle bu müdahalelere cevap vermiştir

Özellikle “Sadeleştirme Asrî Bir Tahriftir” yaklaşımıyla; bu meselenin basit bir dil meselesi değil, doğrudan doğruya iman hizmetine müdahale olduğunu ortaya koymuştur.

Onun mücadelesi sadece kalemle değil;
aynı zamanda duruşla, cesaretle ve açık sözlülükle olmuştur.


MESELE NEDİR?

Son yıllarda bazı çevreler, Risale-i Nur’u “daha anlaşılır hale getirme” bahanesiyle metinler üzerinde değişiklikler yapmış, buna da “sadeleştirme” adını vermiştir.

Ancak bu girişim, masum bir kolaylaştırma değil;
metne, manaya ve üsluba müdahaledir.

İslam ilim geleneğinde:

  • Tefsir yapılır

  • Şerh yapılır

  • İzah yapılır

Ama metin değiştirilmez.


BADILLI AĞABEY’İN NET TAVRI

Abdülkadir Badıllı Ağabey bu meselede açık konuşmuştur:

“Sadeleştirme” adı altında yapılan şey;
👉 Metni değiştirmektir
👉 Manayı zayıflatmaktır
👉 Üslubu bozmak ve hakikati sulandırmaktır

Ve bunun adı bellidir:

Tahrif.


YANLIŞ GEREKÇELER VE CEVAPLAR

“Sadeleştirme”yi meşrulaştırmak için ortaya atılan iddialar hakikati yansıtmaz:

  • “Hadis-i bilmana caizdir” → Risale-i Nur’a uygulanamaz

  • “Bu bir tercümedir” → Aynı dil içinde değişiklik tercüme değil, tağyirdir

  • “Üstad da tasarruf yaptı” → Müellif yapar, başkası yapamaz

Üstadın açık beyanı vardır:
“Bir harfin hatasıyla mana bozulur.”


ÜSTADIN YOLU, BADILLI’NIN DURUŞU

Bediüzzaman Said Nursî, hayatı boyunca eserlerine yapılan müdahaleleri reddetmiş, sadeleştirme girişimlerini durdurmuştur.

Abdülkadir Badıllı Ağabey ise bu çizgiyi aynen devam ettirmiştir.

Yani bu mücadele:
👉 Kişisel bir görüş değil
👉 Bir ekolün devamıdır
👉 Bir sadakat zinciridir


BU MÜCADELE NEDEN ÖNEMLİ?

Çünkü mesele sadece kelime meselesi değildir.

Bu:

  • Üslubu kırma

  • Tesiri azaltma

  • Risale-i Nur’u sıradanlaştırma

teşebbüsüdür.

Risale-i Nur’un kuvveti, onun orijinal üslubundadır.
O üslup bozulursa, geriye sadece kelimeler kalır.


BİR DAVA, BİR DURUŞ

Abdülkadir Badıllı Ağabey’in ortaya koyduğu tavır nettir:

Risale-i Nur korunmalıdır.
Metnine dokunulmamalıdır.
Hakikat sadeleştirilmez.

Bu mesele bir tercih değil,
bir sadakat meselesidir.


ÇAĞRI

Hakikat ortadadır.
Üstadın yolu ortadadır.
Badıllı Ağabey’in mücadelesi ortadadır.

Biz de aynı yerden konuşuyoruz:

Metne dokunma!

Aksi hâlde bunun adı hizmet değil…
ihanettir.


Yorumlar - Yorum Yaz