• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Badıllı Sait Bey'in İstiklal Madalyası

   Badıllı Sait Bey'in İstiklal Madalyası

Badıllı Aşireti Reisi Sait Bey – İstiklâl Madalyası

Badıllı Aşireti Reisi Sait Bey, Osmanlı Devleti’nin son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde yaşanan en kritik safhalardan biri olan Millî Mücadele yıllarında, Urfa ve çevresinde yürütülen direniş faaliyetlerinde aktif ve fiilî olarak cephede yer almış bir şahsiyettir. İşgal kuvvetlerine karşı verilen bu mücadelede, yalnızca idarî ya da sembolik bir konumda bulunmamış; ateş hattında, silahlı direniş içerisinde görev alarak vatan savunmasına katkı sunmuştur.

Sait Bey’in bu fedakârlığı ve hizmetleri, dönemin en yüksek millî irade makamı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değerlendirilmiş; TBMM’nin 16 Mayıs 1926 tarihli içtimaında alınan resmî karar ile kendisine kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmesi kararlaştırılmıştır. Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası, Millî Mücadele sırasında doğrudan cephede savaşanlara ve hayatını tehlikeye atarak fiilî çatışmalara katılanlara mahsus bir nişan olup, bu yönüyle son derece sınırlı ve seçkin bir taltiftir.

Madalya ile birlikte düzenlenen İstiklâl Madalyası Beratı, TBMM adına hazırlanmış resmî bir devlet vesikasıdır ve dönemin TBMM Reisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasını taşımaktadır. Bu belge, Sait Bey’in Millî Mücadele’deki rolünü yalnızca sözlü tarih veya yerel anlatılarla değil, devlet arşivleri ve resmî kararlarla da kesin biçimde teyit etmektedir.

İstiklâl Madalyası ve beratı, aynı zamanda Badıllı Aşireti’nin tarihî duruşunu da ortaya koymaktadır. Bu taltif, Badıllı Aşireti’nin Kurtuluş Savaşı sürecinde devletine karşı değil, devletinin yanında, işgalcilere karşı ise direniş cephesinde yer aldığını gösteren somut ve inkâr edilemez bir belgedir. Aşiret mensuplarının yalnızca yerel savunma değil, millî bir ideal doğrultusunda hareket ettiklerini; vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı için bedel ödemeyi göze aldıklarını ortaya koymaktadır.

Bugün bu madalya ve beratı, sadece bir şahsın onurlandırılması olarak değil; bir aşiretin, bir bölgenin ve bir toplumsal yapının Millî Mücadele’ye verdiği katkının resmî tescili olarak değerlendirilmektedir. İstiklâl Madalyası, Badıllı Aşireti’nin tarihî hafızasında şeref, fedakârlık ve sorumluluk kavramlarının somut bir sembolü olmanın yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde farklı toplumsal unsurların nasıl ortak bir kader etrafında birleştiğini gösteren kıymetli bir tarihî mirastır.

Bu belge ve madalya, geçmişten bugüne aktarılan sözlü anlatıların ötesinde, resmî devlet kayıtlarıyla sabitlenmiş bir hakikati temsil etmekte; Badıllı Aşireti’nin Millî Mücadele’deki yerini tarih sahnesinde açık ve net biçimde ortaya koymaktadır.


İstiklâl Madalyasının Anlamı

İstiklâl Madalyası, bu topraklarda özgürce yaşayabilmemizin bedelsiz olmadığını hatırlatan en kıymetli sembollerden biridir. O günlerin insanları; rahatını, canını ve geleceğini düşünmeden, “Bu vatan sahipsiz değildir” diyerek cepheye koşmuştur. İstiklâl Madalyası, işte bu duruşun devlet tarafından verilen bir şeref nişanesidir.

Bu madalya, sadece kazanılmış bir savaşın değil; imanın, cesaretin ve fedakârlığın adıdır. Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası, cephede fiilen savaşanlara verilmiştir. Yani bu madalyayı taşıyanlar, korkuya rağmen geri durmamış; vatanı için ölümü göze almış insanlardır. Bu yüzden İstiklâl Madalyası, sıradan bir ödül değil, yaşanmış bir mücadelenin izidir.

İstiklâl Madalyası bize şunu öğretir:
Bağımsızlık, bir anda kazanılmaz. Birilerinin bedel ödemesi, fedakârlık yapması ve sorumluluk alması gerekir. Gençler için bu madalya; geçmişe bakıp gurur duymanın yanında, geleceğe karşı sorumluluk hissetmenin de sembolüdür.

Bu topraklarda yaşayan herkes, kimliğine bakılmaksızın, zor zamanda aynı hedef için birleşmiştir. İstiklâl Madalyası, millet olmanın ne demek olduğunu; farklı insanların aynı bayrak altında nasıl tek yürek olabildiğini gösterir. Bu yüzden bu madalya, yalnızca geçmişin değil, bugünün ve yarının da emanetidir.

Bugün özgürce konuşabiliyor, okuyabiliyor ve hayal kurabiliyorsak; bu, dün korkmadan yürüyen insanların sayesindedir. İstiklâl Madalyası, gençlere şunu fısıldar:
“Bu vatan sana emanet.”

Belge Kronolojisi

(Tarih – Karar – İmza)

1919–1920
🔹 Millî Mücadele Dönemi
Badıllı Aşireti Reisi Sait Bey, Urfa ve çevresinde işgal kuvvetlerine karşı yürütülen direnişte bilfiil cephede, ateş hattında görev almıştır.

16 Mayıs 1926
🔹 TBMM Kararı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3. içtima senesi, 100. içtimasında alınan kararla;
Sait Bey’in Millî Mücadele’deki fiilî ve fedakâr hizmetleri resmen tespit edilmiş, kendisine kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmesi kabul edilmiştir.

15 Haziran 1926
🔹 Madalya Vesikasının Düzenlenmesi
TBMM adına hazırlanan İstiklâl Madalyası Vesikası, resmî kimlik bilgileriyle birlikte tanzim edilmiştir. Belgede Sait Bey’in sıfatı açıkça “Badıllı Aşiret Reisi” olarak belirtilmiştir.

1926
🔹 İstiklâl Madalyası Beratı
Madalya ile birlikte verilen berat, Osmanlıca resmî metinle hazırlanmış; devlet mührü ve usulüne uygun kayıtlarla arşiv belgesi niteliği kazanmıştır.

İmza
✍️ Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Dönemin Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi sıfatıyla, İstiklâl Madalyası Vesikası ve taltif süreci Mustafa Kemal imzasıyla kesinlik kazanmıştır.

🔎 Kısa Değerlendirme 

Bu kronoloji, Sait Bey’e verilen İstiklâl Madalyası’nın sözlü anlatılara değil, doğrudan TBMM kararlarına ve resmî devlet belgelerine dayandığını göstermektedir. Aynı zamanda Badıllı Aşireti’nin Millî Mücadele’deki rolü, tarih–karar–imza zinciriyle açık biçimde belgelenmiştir.

Logomuzun Manası

badıllı aşireti sitesi ne işe yarıyor

sık sorulan sorular

Yanlış Bilinen Doğrular

Soy Araştırması Nasıl Yapılır

Badıllı Aşireti Badıllı olmak

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam251
Toplam Ziyaret187443
Anket
Terörsüz Türkiye Hakkında Toplum Görüşü