
Çimen Yaylası, geniş ve düz alanlar üzerine kurulmuş olup ulaşımı kolay bir yayladır. Arazi yapısının fazla dağlık olmaması sebebiyle yaylanın büyük bölümüne yol ile erişim mümkündür. Yaylanın merkezi, “Büyük Çimen” olarak adlandırılan; çayır ve sazlıkların yoğun olduğu bölgedir. Bu alan, zengin doğal yapısı sayesinde ördek, turna ve leylek gibi birçok kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle turnaların uzaktan duyulan ötüşleri, yaylaya yaklaşıldığının adeta habercisi gibidir.
Çimen Yaylası’nın geçmişine dair halk arasında aktarılan çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan birine göre, padişah tarafından aşirete verilen bazı yerleşim alanlarından biri Bursa olmuş; ancak sıcağa dayanamayarak buradan ayrılan Badıllılar, bugün hâlen yaşadıkları Çimen Yaylası’na yerleşmişlerdir. Bu anlatım, yazılı belgelerden ziyade sözlü gelenekte aktarılan bir rivayettir.
Bir başka rivayete göre ise Çimen Dağı’nda eskiden Terikanlılar yaşamaktaydı. Badıllılar ile Terikanlılar arasında uzun süre anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanmış; bu mücadelelerde hayatını kaybedenlerin Büyük ve Küçük Akmezar mevkilerinde defnedildiği söylenmiştir.
Rivayetlere göre, Badıllılar ile Terikanlılar arasındaki yayla anlaşmazlığı kadı huzuruna taşınmıştır. Her iki taraf da yaylanın kendilerine ait olduğunu ispatlamak için deliller sunmaya çalışmıştır. Terikanlılar, belirli bir noktaya sac ayağı gömmüş; ancak içlerinden bir gelinin Badıllılara haber vermesiyle Badıllılar da kendi sac ayaklarını daha derine yerleştirmiştir.
Keşif günü kadı tarafından yapılan kazıda önce Terikanlılara ait sac ayağı, ardından daha derinde Badıllılara ait sac ayağı bulunmuş; bunun üzerine Çimen Yaylası’nın Badıllılara ait olduğuna hükmedilmiştir. Bu anlatım, yaylanın aidiyetine dair halk hafızasında yer etmiş sembolik bir hikâyedir.
Badıllı Aşireti’nin Çimen Yaylası’na yerleşimine dair yazılı belgeler de mevcuttur. Hicrî 1170–1171 tarihli bir fermanın Türkçeye çevrilmiş metninde; Badıllıların Arabistan’dan hicret ederek Anadolu’ya geldikleri, konar-göçer oldukları ve Çimen Yaylası’nın vakıf olarak kendilerine tahsis edildiği belirtilmektedir. Bu belgede yaylanın Badıllı Aşireti adına tahsis edildiği açıkça ifade edilmektedir.
Daha sonraki dönemlere ait Erzincan Şer‘iyye Mahkemesi kayıtlarında ise Çimen Yaylağı’nın sınırları çizilmiş; Mengüt (Gürleyik) ve Uzunkol köyleri halkının kadimden beri bu yaylayı kullandığı tespit edilmiştir.
Çimen Dağı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nin önemli noktalarından biri olmuştur. Osmanlı ordusunun geri çekilişi Şiran’da durdurulmuş; Rus ordusu Çimen Dağı çevresinde yaklaşık iki yıl kalmıştır. Günümüzde dahi bölgede Rus mevzileri, şehitlik alanları ve Osmanlı döneminden kalma sırt yolu üzerindeki hanın kalıntıları görülebilmektedir.
Çimen Dağı’nda bugün iki Badıllı köyü bulunmaktadır:
Kelkit – Gürleyik (Mengüt) Köyü
Uzunkol Köyü
Günümüzde Çimen Yaylası’nda geleneksel yayla şenlikleri düzenlenmektedir. Uzunkol ve Gürleyik köylerinin organize ettiği bu şenlikler, özellikle 1997 yılından itibaren düzenli hâle gelmiş ve bölgenin kültürel hafızasını canlı tutmuştur.
Mağel, Başa’nın Mağel, Fatımın Kurun, Çayırlar, Ömer Bey’in Mağel, Osman Bey’in Mağel, Hüseyin Bey’in Mağel, Kuru Göl, Hindi Göl, Dümmeges, Teknecük, Kandil, Dumbulca, Karahin, Zolata, Çat, Büyük Akmezar, Ganimange.
İstanbul İl Müftülüğü
Şer‘iyye Sicilleri Arşivi
390 Nolu Temyiz Defteri