(21.08.2004)

Kendinizi tanıtır mısınız?
Hacı Süleyman Keskin:
Ben Kır İsmail oğullarından Mehmet oğlu Süleyman Keskin. 1935 doğumluyum. Yaklaşık 15 yaşımdan beri ticaretle uğraşıyorum. Çimen Dağı Yaylası’nın dede ve babamdan kalan bir emanet olduğunu hissederek bu yaylaya büyük önem verdim. Babamın 25–30 yıl köyde muhtarlık yapmış olması da beni köyüme daha çok bağladı.
Dedem İsmail, Taşlıyurt’ta Mıharlılarla yaşanan büyük bir olay sırasında Mıharlı Nozoğlu’na şöyle demiş:
Yerden bir kuru ot kaldırarak, “Allah bana ömür verdiği sürece topraklarımızdan bir kuru otu dahi size layık görmeyeceğim, vermeyeceğim.”
Ben dedemden bu sözü duyduktan sonra bu dağa daha fazla sahip çıkmaya ve çalışmaya başladım.
Bir gün Nozoğlu’nun torunu İzzet’in oğlu Mahmut’la bir araya geldik. Bana, “Bu dağı beraber bölelim” dedi. Ben de “Bölelim” dedim.
“Mescit’ten yukarı giden yer bizim olsun” dedi. Ardından “Tapuları bize satarsınız” diye ekledi.
Ben de kendisine şunu söyledim:
“Mahmut, benim dedem senin dedene bir kuru otu bile reva görmedi. Bu çayırların ağırlığınca altın dökseniz yine vermeyiz, bilesin.”
Bir gün Uzunkol Köyü Muhtarı Toppo’nun Süleyman’ı ile birlikte beni Erzurum’a gönderdiler.
– Göndermelerinin sebebi neydi?
Ferman bulmaya gittik. Erzurum Tufanç’ta bulunan Badıllı Hacı Ömer Efendi’nin elindeki fermanları okuttuk. Bu fermanlarda Karga Yaylaları’nın Badıllı Aşireti’ne ait olduğu yazıyordu.
Dahar’a geçtik. Hakim Hulusi’nin babası Mustafa Çavuş’un elinde bulunan bir fermanda ise Osmanlı Devleti’nin askerî darlık döneminde Badıllı Beyi’nden yardım istediği belirtiliyordu. Devlet, iki bölük sürü talep etmiş; Bey ise padişahtan tuğralı borç senedi getirilmesini istemiştir. Senet getirilince sürüler verilmiştir.
Bu vesileyle Urfa Milletvekili merhum Kemal Badıllı ile görüştüm. Ayrıca Urfa’da ikamet eden Abdulkadir Badıllı ile istişarelerde bulundum.
Kökenimizin Hicri 1100’lü yıllarda Mekke’den hareket ederek Rakka’ya, oradan Melik Çayı çevresine yerleştiği anlatılır. Daha sonra Urfa Akçakale’ye gelmişlerdir. Günümüzde Akçakale’de yaklaşık 30 pare Badıllı bulunmaktadır.
Bir kısmı Erzincan’a, bir kısmı Kars ve Ağrı’ya, bir kısmı da Şiran–Kelkit havalisine yerleşmiştir. Bu Badıllılar Urfa Suruç üzerinden dağılmışlardır.
Çimen Yaylası’ndaki Badıllılara 32 adet ferman verilmiştir. Bu fermanların bir kısmında Çimen Dağı’nın sınırları, bir kısmında ise aşiretin serbest dolaşım hakkı belirtilmektedir. “Kimse dokunamayacak” kaydı vardır.
Ayrıca Hüseyin isminde bir beyimizin temyiz mahkemesinden tasdik ettirdiği bir mahkeme kararı bulunmaktadır. Bu fermanların bir kısmı İstanbul’da İl Müftülüğü bünyesindeki Şer’iyye Sicilleri Arşivi’nde bulunmaktadır.
Rakka’da Badıllılar vardır. Collep Yaylası’nda, Erzurum Aşkale Pırtın Köyü’nde, Erzurum Merkez Tufanç Köyü’nde ve Kars Selim’de Badıllılar bulunmaktadır.
Ben Kürtçe’yi seviyorum. Arapça ve Farsça karışımı zengin bir dildir.
Eski meslekleri devecilikti. Trabzon’dan Erzurum’a askerî malzeme taşırlar, nakliyecilik yaparlardı.
Molla Ülfet’ten bahsedilirdi. Refahiye Buğdaçor Köyü’nde medfundur. Vefat ettiğinde, kendi vasiyeti üzerine iki yabancı tarafından yıkanarak defnedildiği anlatılır.
Bu konu meçhul kalsın. Bilinmesin. Birbirimizi incitmeyelim, kırıcı olmayalım. Herkese hoşgörülü olmak gerekir.
Allah kolaylık versin.
Hacı Süleyman Keskin’in bu konularla ilgili geniş araştırmaları ve elinde birçok bilgi ve belge bulunmaktadır. Badıllı Aşireti’nin ileri gelenleriyle tanışmış, sözlü tarih açısından önemli bir kaynaktır. Bu alanda araştırma yapan herkes için müracaat edilebilecek kıymetli bir sözlü hafızadır.