BADILLI KELİMESİNİN ANLAMI
Mesela 4. Murat Han döneminde Urfa, Culab Nehri kenarına yerleştirilen Barak. Beydili Türkmenleri İle Mılanlar arasındaki savaş, dönemin şairleri tarafından beste haline getirilmiş ve ismi Kilama Devreş’i Abdi konulmuştur. Bu beste de her şair savaşa katılan kahramanları, aşiretleri tek tek isim vererek sayar. Baki Xıdo, Bozan Ahmet, Mamet Kaşo, Tutruçlu Şeyho, Bozovalı Osman, Muşlu Şakiro ve daha yüzlerce meşhur aşiret sanatçısı savaşa katılan Beydilli Türkmenlerine Turk’an (Türkmenler) olarak Hitap ederler. Türkmenlerin aşiretlerini sayarak içlerinden birinin Beydili olduğunu söyler ve reislerinin Çil İbrahim olduğunu izah ederler.‘’Çil İbram’e Beydili’’ mahlasını kullanırlar. Asla Badıli kelimesini veya ismini zikretmezler. Zira bu savaşta Badıliler, Mılan tarafında yer almış ve Türkanlarla savaşmıştır. Nitekim bu savaşta günümüzde Akçakale ile Harran ilçeleri arasında oturan Geys-Kays aşireti Turkanilerle birleşmiş ve beraberce Mılanların karşısına çıkmışlardır.
Yöre aşiretlerinin kullandığı Kurmanci dil kurallarına göre bu ismi incelediğimiz zaman “badıl” “-i” eki alarak önümüze çıkar. -İ- Kurmanci dilinde aidiyet ifade eden bir ektir. Mesela Ahmed-i Hasan, yani Hasanın oğlu Ahmet. Bu dildeki isim veya kelime sonuna gelen “-i-e” harfleri aidiyet ifade eder. Tükçedeki “-lı” eki gibidir. Dolayısıyla bu aşiretin esas ismi Bad veya Badı veya Badıl’dır. Sonundaki –i- eki aidiyet arz etmesi için eklenmiş bir ek olup ismin kendisine dâhil değildir. Hâlbuki Bey-dili isminde iki adet kelime vardır ki bunlardan biri bey ikincisi ise dildir. Nitekim eski Türkçede “bey” kelimesi bek veya yumuşak “ğ” olarak beğ şeklinde okunur. Günümüz Türkçesinde “bey” olarak değişmiştir. Beydili ismindeki her iki kelimede öz Türkçedir. Ve Türkçe anlamları bulunmaktadır. Bad ismi bölge aşiretlerinde kadın ve erkekler için tarihten bu yana kullanılan özel bir isimdir ve lakapdır. Mesela Diyarbakır’da kurulan Mervani Devleti’nin kurucusu Hüseyin’in lakabı Bad’dır. Urfa yöresinde meşhur bir beydir. Silvan’dan Urfa’ya kadar Harran dahil bu bölgeyi kısa bir zaman da olsa egemenliği altına almıştır. Aslen Hüveydi aşiretinin Herpuxti kabilesindendir. Silvanlı tarihci İbnul Azraki; Tarihi Farikin isimli eserinde bu şahsı Bad Bin Dostık olarak tanıtmaktadır.(87) Aynı ismi El Kâmil Fi Tarih isimli eserinde ibni Esir Arapçadaki “dal” yerine peltek “zel” harfini kullanmakta ve “baz” diye zikretmektedir.(88) Ki bu kelime Mervani reisinin öz adı olmayıp lakabıdır. Asıl ismi Hüseyin Bin Dostıki’dir. “Bad” kendisine lakap olarak verilmiştir. Aslında bad yöre dilinde yırtıcı bir avcı kuşa verilen isimdir. Bazı yöresel lehçelerde bad bazı lehçelerde Baz olarak söylenir. İbni Esir, Behdinan lehçesine vakıf olduğu için Baz olarak yazmıştır. İbnul azraki ise kelhor lehçesine vakıf olduğu için bad olarak yazmıştır. Her iki kullanış şeklide tayr’i bad yırtıcı ve avcı doğan kuşunun ismi olarak kullanılır. Doğan kuşu üç yumurta yapar. Birinci yumurtadan çıkan yavruya aşiretler “bad” derler ikinci yumurtadan çıkan yavruya “badaroğ” derler. Üçüncü yumurta ise “çelleğan”dır. İtibar ve kahramanlık devamlı birinci yumurtadaki bada aittir. Yörede bu lakap birçok kahraman insana verilmiştir. Hatta Kadiri tarikatının Kurucusu Abdulkadiri Geylani (Allah sırrını kutlu etsin ) bad veya baz olarak lakaplandırılır. ‘Baz Abdulkadiri Geylani ‘’Nitekim İbni Azraki bad isminin kadınlar içinde kullanıldığını eserinin 263, sayfasında Badiye olarak kaydeder.(89) Dolayısıyla bu aşiretin ismi yırtıcı kuş olan doğana istinaden verilmiştir. Fakat bu aşiret içinde Said ismi çok yaygındır. Eskiden beri aşirete reislik yapan şahısların sürekli babadan oğula bu ismi aktarmaları ilginçtir. Günümüzde hala bu isim Badıllılarda yaygındır. Ne acayip bir tesadüftür ki aynı bölgede bir devlet kuran Mervanilerde de Said ismi yaygındır. Kısa zamanda varlığına son verilen Mervanilerin dört reislerinden ikisinin adı Said’dir. Badıllılarda da reislerin isimleri genellikle Said’dir. Yine Mervanilerde Badi ismi de yaygındır. Badıllıların Mervanilerin bir devamı olma ihtimalleri ve Mervani Devleti içinde yaşamış bir kabile olma ihtimalleri çok yüksektir. Urfa Badıllıları ile ilgili fazla bilgi bulunmadığından tarihçiler her zaman Urfa Badıllılarını, Barak Beydillileri veya Halep Türkmen Beydillileri ile aynı sayarak izah etmeye çalışmışlardır. Fakat Beydilli aşireti ile ilgili bilgi ve belgeler incelendiği zaman gerek yapısal açıdan gerekse sosyolojik açıdan Beydilli ile Badıllı aşiretleri arasında bağ kurmak oldukça güçleşmektedir. Badıllılar içinde yer alan kabilelere bakıldığı vakit Ahmetoğlu haricindeki kabilelerin yöresel lehçe isimleri taşıdığı görülür. Bunlardan Beğ’ler kendilerinin Abbasi olduğunu söylerler. Bu kabileden Mal’a Beytel Emir diye bilinen bir aile bu konuda bir şecereye de sahiptir. Bilindiği üzere Abbasiler, Arap ve Haşimi’dir. Bazı kaynaklarda tarihi Curcangi bazı yöresel tarihlerde Abbasi halifesi Harun Reşit döneminde Miladi 786–809 tarihleri arasında Badıllıların, Reşilerin, Şadililerin ve toplam 125 aşiretin İran’ın Mazenderan ve Kandahar bölgesinden alınarak Samsun, Canik, Kayseri, Adana, Sis hattında Bizansızlara karşı yerleştirildiği kayıtlıdır. Bu bilgiler Badıllıların Abbasilerle eskiden beri bir irtibatlarının mevcudiyetini de kuvvetlendirmektedir. Dolayısıyla Badılların içinde bir kabilenin Abassi asıllı olması göz ardı edilememelidir. Günümüzde Badıllıların bir kısmı hala Kuzey Horasan’da yaşamaktadır. Bu bölgedeki Badılılılar da Kürtçe konuşmaktadırlar. Bölge halkı buradaki Badılılara “Badelan” ismi vermektedirler. İbni Hurdazibe Bu bölgedeki aşiret beylerinden bahsederken Badgesi diye bir beyden de bahsetmektedir. Abbasi halifesi Harun Reşid’in Mazenderan ve Kandahar’dan alıp getirdiği aşiretler arasında hem Badıli hem de Şadıli aşiretleri mevcuttur.
Badıllı kelimesinin aslı Badeli dir. Alman Araştırmacı Dr. Friç eserinde Badıllı Aşiretinden Badeli olarak bahseder. Badeli kelimesi,Güneydoğu Anadoluda,yöresel dilde: gönülsüz ve isteksiz anlamına gelmektedir.Vanlı Şerefhan Şerefname adlı eserinde Badıllılardan ''Badeli''olarak sözeder.
Araştırmacı -yazar Abdulkadir Badıllı'da, Badıllı kelimesinin aslının badeli oldugunu zikretmekte ve doğudaki badıllıların, badıllı kelimesini badeli olarak telafuz etiklerini izah etmektedir.
Gümüşhane ve Erzincan yöresinde yaşayan Badıllılar da Badıllı kelimesinin bad kelimesinden türediğine inanmaktadır. Bad kelimesi yörede koruma anlamını taşımaktadır. Bu anlayışı Sivas ve Tokat ta yaşayan Badıllılarda da görmekteyiz.